web analytics
12 Temmuz 2013 Cuma, 20:52
Şerafettin Özdemir
Şerafettin Özdemir kursadalperen@live.nl

ORUCUN ÇEŞİTLERİ !..

Her yıl tutmuş olduğumuz farz olan orucun yanı sıra bir kısım daha oruçlar vardır ki, her müslüman bunları bilmesi, hükümleri hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir.Dolayısıyla, altı çeşit  oruç vardır: 1- Farz olan oruçlar: Ramazan ayında oruç tutmak, ramazan ayında tutulamayan orucu başka gün ve zamanlarda kaza etmektir. 2- Vacib olan Oruçlar:Adak oruçları ile, bozulan nafile oruçları kaza etmek […]

Her yıl tutmuş olduğumuz farz olan orucun yanı sıra bir kısım daha oruçlar vardır ki, her müslüman bunları bilmesi, hükümleri hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir.Dolayısıyla, altı çeşit  oruç vardır:
1- Farz olan oruçlar: Ramazan ayında oruç tutmak, ramazan ayında tutulamayan orucu başka gün ve zamanlarda kaza etmektir.
2- Vacib olan Oruçlar:Adak oruçları ile, bozulan nafile oruçları kaza etmek vacibtir.
3- Sünnet olan oruçlar: Muharrem ayının dokuzuncu gününü onuncu günü ile veya onuncu gününü on birinci günü ile beraber oruç tutmak sünnettir.
4- Müstehab olan oruçlar: Kameri ayların on üç, on dört ve on beşinci günleri ile veya haftanın pazartesi ve perşembe günleri ve ramazan ayından sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehab bir oruçtur.
    5- Mekruh olan oruçlar: Muharrem ayının sadece onuncu günü ile sadece Cuma ve yalnız Cumartesi günlerinde oruç tutmak kerahattir.
6- Haram olan oruçlar: Ramazan bayramının birinci günü ile Kurban bayramının dört günü oruç tutmak haramdır. Niçin haramdır? Çünkü, bayram günleri Allahü Teala’nın biz kullarına birer ziyafet günüdür.  Yüce Allah’ın ziyafetinden kaçınmak ise uygun değildir.
Ramazan orucunu başka zamanlarda tutmayı mübah kılan mazretler:
    Hiç bir mazereti yokken ramazan ayında oruç tutmamak hem günahtır, hem de bir hadisi şerife göre cezası vardır. Lakin bir kimse aşağıda madde madde sıralayacağımız durumlarda ramazan orucunu tutmaya bilir veya başlamış olduğu orucu boza bilir. Acak, problemleri ortadan kalktıktan sonra, ilk fırsatta tutamadığı oruçları kaza etmesi gerekir.
    1- Hastalık: Bir hasta oruç tuttuğu zaman hastalığının artmasından veya uzamasından korkarsa oruç tutmayabilir.Hastalığı iyileşince tutamadığı oruçları kaza eder. Meseleye, zamanlama açısından yaklaşırsak mevzu kendiliğinden anlaşılacaktır. Bu gün bilinmekte olan kanser, diyabet, böbrek, hipertansiyon vb. kronik hastalıklar dün yoktu veya bilinmiyordu.
    Oysa bu gün, çevre kirliliğinden, ekolojik dengenin bozulmasından mütevellit, insanlar bilinir bilinmez çeşitli hastalıklarla kıyasıya boğuşmaktadır. Hal böyle iken, böylesi bir hastalığa müptela olmuş bir müslümanı oruç tutması için zorlamak,onu cehennem dehşetiyle korkutmak abesle iştigal oalacaktır.
    2- Yolculuk: Bu konuda dünkü seyahatlara göre bu günkü yolculuklar farklılık arzetmektedir. Günümüz dünyasında uçakla, trenle, konforlu otolarla, otobüslerle yolculuk yapan bir müslüman mağduriyet ve zorluk içersinde yolculuk yapmamaktadır.  Tabii ki, böylesi güzel bir ortamda yolculuk yapan müslümanların orucunu kazaya bırakması takva açısından mes’eleye bakacak olursak doğru olmasa gerektir. Ama, tüm bunlara rağmen, orucunu bozarsa sonrada kaza etmesi lazımdır.
    3- Tehdit edilmek: Orucunu bozmak için her hangi bir tehdit, hayati bir mes’ele veya vücuduna bir zarar verilmekle korkutulan bir kimse orucunu bozabilir. Bozmuş olduğu orucu sonraki zamanda sulh ve selamete kavuştuğu zaman gününe gün kaza eder.
    4- Hamile ve emzikli olmak: Hamile veya emzikli olan bir hanım, oruç tuttuğu takdirde kendisine veya çocuğuna bir noksanlık ve zarar gelmesinden endişe ederse orucu tutmayabilir. Söz konusu proplem sona erdiği zaman tutmadığı günleri  yine gününe gün kaza eder.
    5- Şiddetli açlık ve susuzluk: Oruçlu bir kimse aaçlık veya susuzluk  sebebiyle aklının bozulmasından, hafızasının zayi olmasından veya vücuduna ciddi bir zarar gelmesinden korkarsa, sonraki günlerde uygun bir ortamda orucunu kaza eder. Ancak, eften püften bir mesele için bir müslümanın orucunu bozması veya ramazan ayı geldiği zaman izine ayrılması, oruç günlerinde” ben oruçluyum yatmak zorundayım” diyerek bütün oruç ayını uyuyarak, yatarak geçirmesi doğru bir davranış  değildir. Çünkü,
    İbadetler, hayata yep yeni bir veche vermeli, müslümanı hayattan koparmamalıdır. Hangi ibadet olursa olsun, kişiye bir dinamizm,bir aktivite kazandırmalıdır. Tıpkı, “Ben hacıyım, çalışmam yasak, elime metre, kilo alamam ” sakat, yanlış ve aptalca düşüncesinde olduğu gibi..
    6- İhtiyarlık ve düşkünlük: Vücudu günden güne düşen ve oruç tutmaya dayanamayan iyice piri fani ve ihtiyar olmuş kimseler oruç tutmayabilirler. Böylesi kişiler sonra ki zamanlarda da orucu kaza edemeyecekleri için tutamadıkları her günün orucunun yerine, eğer imkanları var ise fidye verirler. Maddi imkanları elverişli değilse, bol bol tevbe ve istiğfar ederler.
    Fidye nedir?
    Oruç tutmaya gücü yetmeyen piri fani ve düşkün kimseler ile hayatı boyunca iyileşme imkan ve ümidi olmayan hastalar, ramazan ayının her günü için birer fidye verirler. Fidyenin tutarı ise aynen fıtra kadardır. Söz konusu fidyeler ramazanın ilk günlerinde verilebileceği gibi, ramazanın sonunda da verilebilir.
    Fidye verecek müslüman kişi,isterse fidyelerin hepsini bir fakire topluca verir, veya ayrı ayrı fakirlere de verebilir. Bu durumda olan müslüman kişiler, yukarıda da arzedildiği gibi, şayet fidye vermeye imkanı bulunmuyorsa, Al lahü Teala’dan af ve bağışlanmalarını isterler. Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyiieşme ümidi olmayan hastalar eğer ileri zamanlarda oruç tutabilecek duruma gelirlerse tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Daha önceden vermiş oldukları fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar nafile bağış sayılır.
    Netice olarak:
    Kaza orucu, bozulan bir orucun yerine gününe gün kaza etmek iken, birde her hangi bir özürü yok iken kasti olarak ourucunu bozanların, bozulan bir gün orucun yerine iki kameri ay göre  veya altmış gün peşpeşe, hiç ara vermeden oruç tutması zayıf bir hadisi şerife göre  anlatılmaktadır. Bilhassa,
    Bu gün, ellerde dolaşmakta olan ilmihal kitaplarında bu hususlar enine-boyuna anlatılmaktadır. Halbuki, Kur’ani olmayan bu tavsiyeler müslümanları korkutmamalı idi. Tıpkı üç ay oruç tutan  kişilerin bu usulü sünnetleştirdiği gibi. Velevki, bir mülüman kişi kasti olarak orucunu bozmuş bile olsa, karşılığı böyle olmamalı idi. Olması icab eden husus Resululllah (sav)’in bu konudaki güzel davranışı olmalıdır. Selam ve dua ile..

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>