web analytics

24 Nisan Günleri ve Sözde Ermeni Soykırımı İddiası -1-

24 Nisan 2012
143 kez okundu

Millet olarak, her yıl 24 Nisan günleri geldiği zaman, dünya kamu oyunda bir telaş, bir sıkıntı, bir stres olabilmektedir. Ülkelerin meclislerinde, mahiyeti, ne olduğu bilinsin veya bilinmesin, mağdur, mazlum bir milleti suçlamak, suçlu ilan etmek için toplantı üstüne toplantı, panel üstüne panel, karar üstüne karar alınmaktadır. Batı Avrupa ülkelerinden tutunuz, ABD’ye, Lübnan’a, Güney Kıbrıs Rum kesimine varıncaya kadar. günahsız, suçsuz, alicenap bir milleti suçlu, soykırımcı ilan ettirebilmek için bütün enerjilerini, aktivitelerini, aksiyonlarını harcamaktadırlar. Onun için,

Bugün, 21 Nisan 2012. Yine 24 Nisan günü aklıma düştü. Bu yıl ne tür yalanlar uydurulacak, ne gibi hezeyanları millet olarak yaşayacağız diye kaygı duydum. Çünkü, nasıl endişelenmez, nasıl elem, ızdırap duymazsınız? 800 sene iç içe, koyun koyuna birlikte yaşa. Dostça, arkadaşça, tıpkı bir millet gibi. En küçük bir porplem, bir kıtal, bir cinayet bile vuku bulmasın, ama, sekiz asır sonra, bu dostluk, bu komşuluk bir anda sıfıra insin, bitsin, tükensin ve sonra iki düşman millet ol. Tabiiki, bunları, Müslüman bir millet olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Bir kere, yüce İslam, yüce Kur’an, aziz peygamberimiz bu iddiaları, müslüman bir milletin soy kırım iddiasını kabul etmesi mümkün değildirDolayısıyla, 24 Nisan gününe kadar, tarihi vesikaya, belgelere, bilgilere dayanarak bu mevzuyu işlemeye çalışacağım. Allahü Teâlâ , güç ve kuvvet versin.

Ermeni kimdir?
“… Ermenilerin başlıca karakter özellikleri tamah ve hilekârlıktır. Biraz Yunanlılar gibidir. Bir Türk atasözü derki: ” Yunanlı, Avrupalıyı aldatır. Yahudi Yunanlıyı aldatır, fakat Ermeni Yahudiyi kafesler!” Sebebi ortada: Çünkü Ermeniler İslâmın tefecileridir.” ( Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamu oyu Prof.dr.Yahya Akyüz, s 126) Sanırım, bu alıntımızdaki gerçekler bu gün gözler önündedir. Yahudi aleminin dünyayı nasıl aldattığı, insanlığın fikriyatını karma karışık bir pozisyona soktuğu, kapitalizm, sosyalizm, faşizm, komünizm, Darvinizm vb. cüce fikirleri ile insanlığı nasıl keşmekeş hale soktukları ayan beyan ortadadır. Çünkü, tüm marifetleri, sanatları, ellerinden gelen budur. Suyu bulandır balık tut, hesapları maalesef, aynen gündemi, günümüzü meşgul etmektedir. Binaenaleyh,

Ermeniler ve 24 Nisan 1915 !

” Günümüzde, Ermeni yanlısı yayın yapanlar, 1915 yılına ağıtlar yakıp destanlar düzenler Ermenilerin bu savaşta nasıl Rus tuzağına düşürüldüklerini , haklı olarak hiç de dillerine almazlar.. Bu hususta konuşamazlar.. Hemen 24 Nisan 1915 sonrasına kartal dalışı yaparlar. Bu nasıl tarih mantığı ise olayların başlangıç, neden ve sonuç ilişkilerinden bahsetmezler. Çünkü bu noktada Ermenilerin büyük sömürgeci emperyalist devletler tarafından aldatılmaları, kandırılmaları, oyuna getirilmeleri, oldukça açık biçimde Ermenilerin onurlarını oldukça incitici bir durum ortaya çıkar..” ( Haçlıların son kurbanı Ermeniler,-1- S.Ser, s 257) Tabii,

Yıllar yılı olmuştur. Zavallı Ermeni milleti, bir aldatmaya, bir oyuna kurban gitmektedir. Ne yazık ki, bu oyunu sahneye sürenler, kodamanlar, çıkarcılar; hiç de acımadan, üzülmeden, endişe duymadan, vicdanları sızlamadan bu zavallı milleti halen figüran olarak kullanmaktadırlar. Sırtları sıvazlanan biçare Ermeniler, bu güne kadar bir türlü gerçek sevenlerini, yardımcılarını bulmuş değillerdir. Hatta, 24 Nisan 1915 mevzuunda, Ermenilerin eline Mavi kitap diye, birde düzme kitap vermişlerdir. Peki, nedir mavi kitap?

Mavi kitap !!!
” … Ermenileri cephelere sürenlerin yarattığı bu dramı önlemek için, Türk hükümetinin aldığı kararları kınamaya kalkışan savaşan karşı devletler, olan olayları çarpıtarak, kendi yandaşlarının verdikleri misyoner raporları, imzasız, tarihsiz taraflı yazılar, 1916 yılına doğru; mavi kitap adıyla, İngiltere’de, savaş ve propağanda bakanlığının desteği ile, Lord Bryce gibi propağandayı yürüten, özünde Türklere karşı oldukça düşmanca davranışı içinde olduğu bilinen Bryce’ın yanında, genç bir çömez asistan olarak çalışan Arnold Tonybee’nin çalışmalarıyla, 684 sayfa ve 149 belgenin olduğu kitap yayınlanır.

Kitabın yayınlanan birimide çok ilginçtir: Savaş ve propağanda Bakanlığı Wellington Hause’un Foreign Office’i.” ( a.g.e.S.Sert, s 660) “.. Mavi kitap, 1916 yılından beri sürekli Türkler hakkında aleyhte kullanılmış, Anadolu’ya gönderilen konsoloslara, misyonerlere, adeta mavi kita’ta geçen gerçek dışı olayların konuları anlatılmış, Türklerin bu suçu işledikleri yönünde eksik ve yanlış bilgiler verilmiş, peşin hükümlülük içerisinde şartlandırılarak, türklere ve Anadolu’ya bakışları hep yanıltılarak sürdürülmüştür. Mavi Kitap, aslında siyasi bir kurgu ve Üçlü İtilaf’ın Ermeniler üzerine oynadıkları oyunları ” bir gizleme” kitabıydı. Bu oyun eksiksiz sürüyor. Zira, enerji yolları üzerindeki Anadolu’unun üzerinde, Mavi Kitap’ın ” Sefil Kurbanları” olan Ermenilerin adı ” soykırım” şeklinde kullanarak, yeni şekliyle Mavi kitap oyunları hala sürüyor! Gayette başarılılar.” ( a.g.e.S Sert, s 668) Aslında, meselenin altında yatan etken şudur:

Türkiye ve Müslüman Türk insanı, Batılıların, Haçlı emperyalizminin hep önünde set olmaktadır. Çünkü, tarih boyunca bu böyle olmuştur, olmaya da devam edecektir. Selçuklular döneminde Türkiye toprakları üzerinden yapılan Haçlı Seferleri, İmparatorluk devrindeki savaşların tümünün temelinde bu sebep yatmaktadır. Çanakkale savaşları, Millî Mücadele, Kurtuluş Savaşımız da bunun içindir. Yani,Haçlı yayılmacılığını engellediği için, Müslüman Türkiye göze çarpmaktadır. Hal böyle olunca, Türkiye’yi zayıf düşürmek, içten çökertmek için paravan sebepler gerekmektedir. Örneğin, Ermeni Soy Kırım iddiası, Pkk. vb. suni iddialar, hepsi birer sebeptirler. Çünkü, Türkiye engeli ortadan kalktığı zaman, Kudüs yolu açılacak, kuvvet bakımından ismen var olan, cismen olmayan Ortadoğu ülkeleri, bir hamlede yutulabilecek ülkelerdir. Onun için, Türkiye’yi zayıflatmak, zayıf düşürmek içinde Haçlıların yapay gündem oluşturmaları doğaldır. Şimdi, şu ibretamiz hadiseye dikkat çekmek isterim:

” 1453 yılı Mayıs ayının 27. Pazar günüdür. Fethi Mübin’e kırk sekiz saat vardır. Ligurya’lı Tommasso Parantucelli, yani o günün etiketi ile Ppapa V. Nicolas, metni bu gün Vatikan müzesinde saklı bulunan ayininde konuşurken ölür gibidir.

– Dün haber aldı, diye söze başlar. Bizans’a gönderdiğimiz donanma boğazdan içeri girememiş. Karadan gönderdiğimiz asiller ordusu ise dağıtılmış. Cermen ve Frenk asilleri dağılmışlar. Floransalı cengaverlerimiz ise Atinalı ve Peleponezli soydasları ile oralarda kalmışlar. Bizans’ı Asyalılar’ın elinden artık, ancak ve sadece Hazreti İsa’nın inayeti kurtarabilir. Eğer kurtarılamazsa, kıyamete kadar sürecek bir Haçlı seferini ilân ve takdis ediyorum.

Dikkât ediyorsuinuzdur herhalde: 530 yıl 11 ay ve 27 gün önce ilân ve takdis edilen Haçlı seferinin hâlâ sürdürüldüğünü görebilmek için, kâhin olmaya gerek yok.” ( İmparatorluğa veda, İlhan Bardakçı, sayfa: 267) Daha doğrusu, meselenin özü kendiliğinden anlaşılmış durumdadır. Yoksa, aziz milletimizin, bir habbecik Ermeni güruhu ile, ne alıp veremediği vardır? Milletimiz, bu kadarmı küçüldü ki, Ermeni zavallılarını katletsin, soyunu tüketmeye azmetsin. Bu iddiaya gülmemek mümkün değildir. Yine, İlhan beyden bir alıntı ile, bu günkü mevzumu tamamlıyorum:

Ermenilerin hamisi Rus Çarı !!
” ..1863 yılının 10 Mayıspazar günü Paris’teyiz. O zaman ki Çarlık Rusyasının Paris Büyükelçiliği salonlarında bir kongre toplanmaktadır. Koskoca Elçilik binasının kapısında kocaman bir bez afiş asılıdır ve üzerinde ” Birinci Ermeni Milliyetçiler Kongresi” sözleri yazılıdır. Büyükelçi Rusya’dadır. Müsteşar Vladimir Spazofski kongreyi açarken şöyle konuşur:

” Tarihin en eski milletlerinden birisi olan Ermeniler, elbette kendi medeniyet, kültür ve egemenlik haklarının artık sahibi olmalıdırlar. Bu gün ezilen, horlanan ve yok edilmek istenen bu milletin en büyük müdafii Haşmetli Çarımızdır. Silah olsun, eğitici kadro olsun, ne isterseniz size karşılıksız verilecektir. Ermenilerde, Bulgarlar, Sırplar ve Arnavutlar gibi, aynı anda millî istiklâl mücâdelelerine başlayacaklardır.” ( İmparatorluğa veda, İlhan Bardakçı, sayfa: 201) Netice olarak,

Meselenin özü, içeriği budur. Büyük geçinen devletlerin, Ermenileri dün kullandıkları gibi, bu günde aynı şekilde kullanmalarından ibarettir. Bu nedenle, aziz milletimizin uyanık, birlik ve beraberlik içersinde bulunmaları, bu oyuna, bu sahte senaryoya aldanmamaları milli bir görevdir.
Selam ve dua ile..
Şerafettin Özdemir-Hollanda/dhaber.com.tr

Yazının Tüm Hakları Şerafettin Özdemir‘e Aittir. Kopyalanması, özellikle yazarın ismi ve linki verilmeden başka yerlerde yayınlanması yasaktır. Yayınlayanlar tüm kanuni sorumlulukları kabul etmiş sayılır….

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz